Zaten üye misin?
Kitaplığına ekle,
tanış, kaynaş, paylaş
yazar
Bahadır İçel

Bahadır İçel

Hem yazar hem okur...

Okurun Son Paylaşımları

Bahadır İçel paylaştı:
yaklaşık 49 gün önce
Bahadır İçel paylaştı:
9 Mart Pazar günü saat 15.00'da CNR Kitap Fuarı'nda yeni kitabım "Tanrının Üvey Evlatları" görücüye çıkıyor. Fuara gelin, kitabı ilk alanlardan olun, hem de yazarından imzalı... Ben de imza vermek için orada olacağım... Görüşmek üzere...
yaklaşık 49 gün önce
Bahadır İçel kendisine 2014 kitap hedefi belirledi:
2014'te 0 kitap okumayı hedefliyorum.
yaklaşık 102 gün önce
Bahadır İçel kendisine 2014 kitap hedefi belirledi:
2014'te 0 kitap okumayı hedefliyorum.
yaklaşık 102 gün önce
Bahadır İçel bir kitap için inceleme ekledi.
"KARA KULE 4,5

Stephen King’in Kara Kule Serisi, en sevdiğim seri romanlardandır. Romanları, kahramanlarını, felsefesini anlatmaya başlasam zannediyorum sayfalar dolusu bir makale ortaya çıkacaktır. Seriyi merak edenler için internetten bir göz atmalarını falan tavsiye etmiyorum, direk ilk kitabı (Silahşör) alıp okumaya başlasınlar.

Serini son yayınlanan kitabı ancak olay akışı içerisinde 4. ile 5. kitap arasında geçen olayları konu alan Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, 2012 Kasım başında ülkemizde yayınlandı. Hemen okuma listeme aldım ve okumaya başladığımda iki günde kitap ellerimin arasında eriyip gitti. Bir kez daha silahşörün yolculuğunu ve onun o geçip gitmiş dünyasını ne kadar özlemiş olduğumu fark etmemi sağladı. Kara Kule Serisi 7. Kitap olan Kule ile tamamlanmıştı. Yine de, bence, her iyi fantastik-kurgu kitabında olduğu gibi hem ana olayla hem de fantastik evrende geçen diğer olaylarla ilgili pek çok hikayeye açık bir dünya önümüze sunulmuştu. Dolayısıyla olayların anlatılmış bir sürecine dönmeyi, daha doğrusu Kara Kule yolundaki kahramanlarımızın anlatılmamış bir hikayesinin keşfedilmiş olmasını, tahmin ediyorum pek çok okur gibi ben de büyük bir memnuniyetle karşıladım.

Peki, Kara Kule 4,5 : Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, nasıl olmuş?

Yazının bundan sonrası sıkı okuyuculara daha çok hitap edecek gibi…

Roland ve Ka-Tet’in öyküsünü pekiştirecek, iç içe geçmiş iki hikaye (daha doğrusu üç) ile karşılaşıyoruz. Kara Ayaz ile karşılaşan Roland, Eddie, Susannah, Jack ve Oy eski bir binaya sığınıyor ve Roland onlara Kara Kule yoluna düşmeden, Gilead’taki gençlik yılları ile ilgili bir anısını anlatmaya başlıyor. Daha sonra Genç Roland’ı deri-değiştiren denen bir seri katilin peşinde görüyoruz ki bu da romana farklı bir boyut daha kazandırıyor gibi. Okumayanlar için sürprizleri de kaçırmadan Genç Roland’ın bir çocuğa, annesinin kendine anlattığı masallardan birini anlatmaya başlamasıyla Roland’ın ikinci, romanın üçüncü katmanı olan masalsı öyküye geçiyoruz. Hikayeler tek tek çözülerek bizleri Kara Kule yoluna geri getirse de artık Roland’ın geçip gitmiş dünyası ile ilgili daha fazla bilgiye sahip buluyoruz kendimizi.

Yer yer anlatılan hikayelerdeki temponun düştüğü ve yazarın da bir alışkanlığı olan bazı detaylara girip hikayeyi başka yerlere sürüklediği gözümüzden kaçmıyor. Özellikle Tim Ross’un hikayesi başlarda çok detaylı olmasına rağmen hikaye aktıkça hızlanırken biraz da masalın büyüsü ve dengesi kayboluyor. Aynı detayı arıyorsunuz ya da en başta neden bu kadar uzatılmış diye düşünürken buluveriyorsunuz kendinizi (ki serinin 5. ve bence en zayıf kitabı olan Calla’nın Kurtları‘nda da aynı tarz göze batıyordu). Roland’ın gençliğini anlatan ikinci hikaye ise en başta yükselttiği gerilimi adeta heba ederek çarçabuk çözülüveriyor. Tim Ross’un hikayesindeki inceliğin burada olmadığı göze çarpıyor. Roland ve Ka-Tet’in öyküsüne döndüğünüzde ve kitap nihayete erdiğinde ise takip eden kitapları alıp tekrar okuma dürtüsü benliğinizi sarıveriyor.

Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, serinin en iyi kitabı değil ancak en kötüsü de değil. Çoktan nihayete ermiş, anlatılmış bir hikayenin arasında geçen olayları anlatmak gerçekten cesaret isteyen bir hamle ve Stephen King’in bu konuda gerçekten başarılı olduğunu düşünüyorum. Oz’un büyülü diyarından (Büyücü ve Cam Küre) bizi alıp vahşi batının-robotların ve kurtların diyarı Calla’ya (Calla’nın Kurtları) geçerken arada bir köprü kurma konusunda başarılı, geçip gitmiş bu dünyada daha anlatılacak pek çok şey olduğunu bizlere kanıtlayan ve seri hayranlarını üzmeyecek bir kitap ortaya çıkmış. Hikaye temposunun da inişli çıkışlı olması zaten kaçınılmaz olduğundan ve hikayenin yer yer dağılıyor olmasının da zaten bir King tarzı olduğundan, bu gibi handikaplara memnuniyetle katlanıyoruz demek gerekiyor ve bize, tüm Kara Kule hayranlarına ya da Kara Kule’yle henüz tanışmamış ancak okuma listesine bu kitapları da almış tüm okuyuculara iyi eğlenceler demek kalıyor.

Ka bir tekerlektir…

Su istediğinizde su olacaktır…

İyi günler dilerim sai…

Bahadır İÇEL / Kasım 2012
"
yaklaşık 124 gün önce
Bahadır İçel paylaştı:
yaklaşık 196 gün önce
Bahadır İçel bir kitap için inceleme ekledi.
"Kitabın tanıtım metninde de yer alan Yeşil Yol, Esaretin Bedeli gibi daha dramatik bir öyküyü konu alıyor Eğlence Parkı. Elbette her Stephen King kitabında olduğu gibi gerçeküstü öğeler bizleri bekliyor. Karanlık bir köşeden üzerimize atlamayı bekleyen canavarlar yok ama tekerlekli sandalyede ölümü bekleyen çocuklar, cinayete kurban gitmiş huzursuz ruhlar ve seri katiller bu Eğlence Parkı'nda cirit atıyor. Diğer King romanlarına göre temposu düşük olsa da nihayete ererken okuyucuyu hoş bir sürpriz ve tatmin edici bir son bekliyor. Stephen King hayranlarının kaçırmaması gereken, türü sevenlerin de büyük keyifle okuyacağını düşündüğüm bir kitap olmuş..."
yaklaşık 203 gün önce
Bahadır İçel bir kitap için inceleme ekledi.
"Son zamanlarda okuduğum en iyi kişisel farkındalık kitabı. Gün boyunca farkında bile olmadan yaptığımız pek çok hatayı eğlenceli örneklerle ve okuyucuyu sıkmayan kısa bölümlerle anlatmayı başarmış yazar. Etkileyici, bir kaç kez okumak isteyeceğiniz bir başucu kitabı..."
yaklaşık 207 gün önce
Bahadır İçel bir kitap için inceleme ekledi.
"Stephen King'ten bir fantastik roman okumak kadar keyifli ne olabilir ki... Ejderhalar kadar köpekleri de seveceğiniz, sizi King'in o tanıdık dünyasına ancak bu sefer fantastik bir bakış açısıyla taşıyacak bir roman. Yer yer karanlığa ve umutsuzluğa sürüklese de sizi, fantastik kitaplar seviyorsanız mutlaka göz atın derim. King hayranlarının da es geçmediğini zannediyorum. Hele ki hem Stephen King'i hem de fantastik kurguyu seviyorsanız, halen bu kitabı okumadıysanız çok şey kaçırmışsınız demektir. (Bir de her yemekte peçete istemeyi unutmayın, kim bilir gün gelir o peçeteler hayatınızı kurtarır belki... :))"
yaklaşık 294 gün önce
Okurun son incelemesi
Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar KARA KULE 4,5

Stephen King’in Kara Kule Serisi, en sevdiğim seri romanlardandır. Romanları, kahramanlarını, felsefesini anlatmaya başlasam zannediyorum sayfalar dolusu bir makale ortaya çıkacaktır. Seriyi merak edenler için internetten bir göz atmalarını falan tavsiye etmiyorum, direk ilk kitabı (Silahşör) alıp okumaya başlasınlar.

Serini son yayınlanan kitabı ancak olay akışı içerisinde 4. ile 5. kitap arasında geçen olayları konu alan Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, 2012 Kasım başında ülkemizde yayınlandı. Hemen okuma listeme aldım ve okumaya başladığımda iki günde kitap ellerimin arasında eriyip gitti. Bir kez daha silahşörün yolculuğunu ve onun o geçip gitmiş dünyasını ne kadar özlemiş olduğumu fark etmemi sağladı. Kara Kule Serisi 7. Kitap olan Kule ile tamamlanmıştı. Yine de, bence, her iyi fantastik-kurgu kitabında olduğu gibi hem ana olayla hem de fantastik evrende geçen diğer olaylarla ilgili pek çok hikayeye açık bir dünya önümüze sunulmuştu. Dolayısıyla olayların anlatılmış bir sürecine dönmeyi, daha doğrusu Kara Kule yolundaki kahramanlarımızın anlatılmamış bir hikayesinin keşfedilmiş olmasını, tahmin ediyorum pek çok okur gibi ben de büyük bir memnuniyetle karşıladım.

Peki, Kara Kule 4,5 : Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, nasıl olmuş?

Yazının bundan sonrası sıkı okuyuculara daha çok hitap edecek gibi…

Roland ve Ka-Tet’in öyküsünü pekiştirecek, iç içe geçmiş iki hikaye (daha doğrusu üç) ile karşılaşıyoruz. Kara Ayaz ile karşılaşan Roland, Eddie, Susannah, Jack ve Oy eski bir binaya sığınıyor ve Roland onlara Kara Kule yoluna düşmeden, Gilead’taki gençlik yılları ile ilgili bir anısını anlatmaya başlıyor. Daha sonra Genç Roland’ı deri-değiştiren denen bir seri katilin peşinde görüyoruz ki bu da romana farklı bir boyut daha kazandırıyor gibi. Okumayanlar için sürprizleri de kaçırmadan Genç Roland’ın bir çocuğa, annesinin kendine anlattığı masallardan birini anlatmaya başlamasıyla Roland’ın ikinci, romanın üçüncü katmanı olan masalsı öyküye geçiyoruz. Hikayeler tek tek çözülerek bizleri Kara Kule yoluna geri getirse de artık Roland’ın geçip gitmiş dünyası ile ilgili daha fazla bilgiye sahip buluyoruz kendimizi.

Yer yer anlatılan hikayelerdeki temponun düştüğü ve yazarın da bir alışkanlığı olan bazı detaylara girip hikayeyi başka yerlere sürüklediği gözümüzden kaçmıyor. Özellikle Tim Ross’un hikayesi başlarda çok detaylı olmasına rağmen hikaye aktıkça hızlanırken biraz da masalın büyüsü ve dengesi kayboluyor. Aynı detayı arıyorsunuz ya da en başta neden bu kadar uzatılmış diye düşünürken buluveriyorsunuz kendinizi (ki serinin 5. ve bence en zayıf kitabı olan Calla’nın Kurtları‘nda da aynı tarz göze batıyordu). Roland’ın gençliğini anlatan ikinci hikaye ise en başta yükselttiği gerilimi adeta heba ederek çarçabuk çözülüveriyor. Tim Ross’un hikayesindeki inceliğin burada olmadığı göze çarpıyor. Roland ve Ka-Tet’in öyküsüne döndüğünüzde ve kitap nihayete erdiğinde ise takip eden kitapları alıp tekrar okuma dürtüsü benliğinizi sarıveriyor.

Anahtar Deliğinden Esen Rüzgar, serinin en iyi kitabı değil ancak en kötüsü de değil. Çoktan nihayete ermiş, anlatılmış bir hikayenin arasında geçen olayları anlatmak gerçekten cesaret isteyen bir hamle ve Stephen King’in bu konuda gerçekten başarılı olduğunu düşünüyorum. Oz’un büyülü diyarından (Büyücü ve Cam Küre) bizi alıp vahşi batının-robotların ve kurtların diyarı Calla’ya (Calla’nın Kurtları) geçerken arada bir köprü kurma konusunda başarılı, geçip gitmiş bu dünyada daha anlatılacak pek çok şey olduğunu bizlere kanıtlayan ve seri hayranlarını üzmeyecek bir kitap ortaya çıkmış. Hikaye temposunun da inişli çıkışlı olması zaten kaçınılmaz olduğundan ve hikayenin yer yer dağılıyor olmasının da zaten bir King tarzı olduğundan, bu gibi handikaplara memnuniyetle katlanıyoruz demek gerekiyor ve bize, tüm Kara Kule hayranlarına ya da Kara Kule’yle henüz tanışmamış ancak okuma listesine bu kitapları da almış tüm okuyuculara iyi eğlenceler demek kalıyor.

Ka bir tekerlektir…

Su istediğinizde su olacaktır…

İyi günler dilerim sai…

Bahadır İÇEL / Kasım 2012
Okuduğu Son kitaplar
Yakın bir gelecekte, yeryüzü zehirli gazlardan yaşanmaz hâldedir. İnsanlar dünya...
yazar : Hugh Howey
İhtiyaçları çok fazlalaşan insanlar kendi öz kaynaklarının sınırlarını zorlamaya...
yazar : Victor Hugo
Nâzım sayısız dostlarından biri olarak, Pablo Neruda'yı ziyaret etmeye karar ver...
yazar : Sunay Akın
Kendine has üslubuyla tanıdığımız usta bilimkurgu yazarı Douglas Adams, efsanevi...
ikinci dünya savaşı sırasında bir alman birliği transilvanya'daduvarları tuhaf h...
yazar : Paul Wilson
Sunay Akın yeni kitabı Ay Hırsızı'nda gözünü Ay'a dikiyor ve bir arkeoloğun sabr...
yazar : Sunay Akın